Şehidcan’ın Web Günlüğü

Biraz ondan, biraz bundan…

Piknik, güneş, kırmızı-beyaz

Dün ailecek (müsait olmadığı için gelemeyen Kıyami ve hala umrede olduğu için eksik olan annem dışında) Büyük Ada’ya pikniğe gittik. Böyle bir giriş yapınca gayet sessiz ve rahat bir ortamda dinlenme fırsatı bulmuşuz gibi gelmesin size. Yaklaşık iki bin kişi vardı bize eşlik eden. Üç kocaman motor dolusu insanla beraber curcunalı bir piknik yapmış olduk. Yaklaşık 12 saat süren bu organizasyon sabah 9 civarı motorların hareketiyle başladı. Kalabalık ortamlara bayıldığımı söyleyemem o yüzden ilk başta ürkütücü bir sıkıntı yumağı gibi görünmüştü. Fakat kardeşlerimle beraber harika vakit geçirdik. Ciddi gülme seansları ile beraber güzel sohbetler ve hafif kestirmeler yaptık. Eve döndüğümüz zaman tek yakındığımız nokta boyunlarımızdaki ve kollarımızdaki güneş yanıklarının oluşturduğu doğal kırmızı-beyaz formanın görüntüsüydü :)

Tatil?

Henüz tatil planı bile yapamadım. Biraz başım kalabalıktı son zamanlarda. Dahil olduğum güzel bir projenin çalışmaları vardı. Zihinsel olarak ciddi meşguliyet oluşturdu bende. Dün akşam yoğunluk biraz azaldı da nefes aldım. Şimdi boş vakit bulabilirsem iki dakika da olsa suya girebileceğim bir yere gitmek için gizli gizli planlar yapıyorum :)

Annem çalışkanlık konusunda idolümdür. Genelde koşuşturmaktan yemek yemeyi unutur. Ben henüz o mertebeye erişemedim ama son bir haftada karnımı doyurmak için zaman bulamadığım çok oldu :) Annem şu anda umrede. Bize oradan güzel dualar yolluyor sağolsun. Henüz bir hafta bile olmadı gideli ama çok özledik ya :(

Unutmadan belirteyim; annemin web sitesi yayına girdi ilgilenenlere duyurulur: http://www.salihaerdim.com

Aile Meclisi

Şu anda kahvaltıdayız ailecek. Kahvaltı çoktan bitti aslında da, mutat uygulamalarımızdan biri olan “Aile Meclisi”mizde değerlendirmeler yapıyoruz, kararlar alıyoruz, biraz da birbirimizi şımartıyoruz. Pencere önünde tünemeyi alışkanlık haline getiren Şımarık (kapı komşumuz diyebileceğim tembel ve cidden şımarık bir kedi oluyor kendileri) duygu sömürüsü şeklinde miyavlıyor. Meclisin benimle ilgili gündemi konuşulup tamamlandığı için kaytarıyorum şu anda :) Annemin elinden kaptığım dizüstü bilgisayarında kendi çapımda ayarlama, düzenleme ve bakım yapıyorum.

Uykumu tam alamadım, karnım aç ama iştahım yok, tremulous oynayamıyorum bir süredir ama herşeye rağmen bomba gibiyim :D

Pardus 2008 kullanıma hazır

Dün geliştiriciler kararlı sürümü beğenimize sundular. Ellerine sağlık. Yüklü olan RC2′yi güncelleştirerek 2008′i elde ettim fakat YALI’nın (özellikle de disk biçimlendirme kısmının) ve Kaptan’ın son hallerini görmek istiyorum. Birazdan yeni bir yükleme yapacağım.

Öğleden sonra bakım yapmam gereken iki dizüstü bilgisayar var  (canından bezmiş bir Windows‘lu ile tazelenmeyi bekleyen bir Pardus 2007.3‘lü).

Akşam üstü kardeşlerimin üçüncü kez kopmasına sebep oldukları bir dizüstü adaptörünü tamire götürmeliyim. İki gün önce sözde tamir ettirdim ama mübarekler sadece görsel açıdan onarım yapmışlar :)

Ayrıca kardeşlerimin insafına emanet ettiğim eski bilgisayarımın harddiskinden bir süredir hip-hop ritimlerine benzer tıklama sesleri geliyor. Kısa bir zaman içinde “Benden bu kadar üstad, içim dışıma çıktı. Ne gecemiz belli ne gündüzümüz. Sabrım kalmadı artık. Biraz huzur verin yahu.” cümlesini sarf edip hakkın rahmetine kavuşmasından korkuyorum. 145 GB’lık veriyi yedeklemek hiç de eğlenceli olmayacak :)

Az daha unutuyordum. Perşembe akşamı, benim bir küçüğüm olan kardeşim Kıyami‘nin de aralarında bulunduğu Altunizade Kültür Merkezi‘nin Gitar Kursu Mezunları‘nın, alkışlamaktan yorulduğum son derece güzel bir gösterileri vardı. Kardeşim yeni bir mezun değil, uzun zamandır severek bu eğitimi alıyor. Şu anda bulunduğu seviye cidden takdire şayan. Kardeşimle gurur duyuyorum ^^ Çabalarından ve başarılarından dolayı bütün gitar kursu öğrencilerini, sabırla ve sevgiyle onları eğiten öğretmenlerini ve bu sonuçlarda katkısı bulunan herkesi tebrik ediyorum. Harikasınız ;)

Pardus 2008 RC2

3 gün önce indirdim ve hiç vakit kaybetmeden evdeki bilgisayarların çoğuna yükledim. Gayet güzel ve ufak tefek problemler dışında (ki henüz kararlı sürümü çıkmadı) çok beğendiğimi söyleyebilirim. Pardus’u yüklerken herhangi bir problem yaşamadım. Öncekinden daha hızlı ve daha hoş olduğunu düşündüğüm yükleme aşamasından sonra, Kaptan programcığı ile ağ ayarlarını yaparken 1-2 kere bağlantıyı aktifleştirip tekrar pasif hale getirince hata oluştu. Fakat yeniden başlattıktan sonra ağ bağlantılarımla ilgili değişikleri sorunsuz bir şekilde yapabildim. Bir diğer sorun ise yüklü olan hdparm programını kullanmak istediğimde, böyle bir program bulunmadığını söyleyen hata mesajı ile karşılaşmam. Eski sürümde pci kartımı ve dolayısıyla yazıcımı tanıtamadığım halde, bu sürümde kolaylıkla yazıcımı kullanıma hazır hale getirdim. Pardus 2007.3′ü bir kaç dizüstü bilgisayara yüklemiş ve dma özelliğinin açık olmadığını, cd/dvd yazarken, harddiski yoğun olarak kullanan işlemler yaparken bilgisayarın bitkisel hayata geçtiğini gözlemlemiştim. Artık böyle bir sorun kalmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Henüz Çalışan CD (Live CD) sürümü çıkmadığı için yüklemeden gözatma şansınız yok. 4 gün sonra final sürümü çıkıyor. Benden söylemesi.

Bu da Pardus 2008 RC2 üzerine bir inceleme yazısı:

http://www.distro-review.com/review-pardus-2008-rc2 (İngilizce)

Biraz değişiklik yaptım

Odamdan bahsediyorum. Bugün annemin ve kız kardeşimin yardımlarıyla her bir parçanın yerini değiştirdim. Sonuçtan gayet memnunum. Ferah, aydınlık ve rahatlatıcı bir odam var artık. Ama asıl değişiklik mobilyaların yeri ile ilgili değil. Sıkı durun söylüyorum; tarihi bir olay olarak kayıtlara geçsin lütfen, bilgisayarımı odamdan çıkardım :) Artık o benim (sevgili) bilgisayarım değil. Kardeşlerimin ellerine teslim ettim. Sanal eğlence üssümün alışık olduğum radyasyonundan uzak kalmak pek de kolay olmayacak  -_-  Prof. Dr. Selim Şeker’in bir cümlesini aktarıyorum: “10 sene içinde beyin tümörü patlaması yaşanacak”. Cep telefonu, bilgisayar, televizyon vb cihazların zararlarından bahsettiği bir sohbet esnasında dile getirmişti. Size de bu cihazlardan mümkün olduğu kadar uzak durmanızı tavsiye ediyorum.

Beynimizin Performansını Nasıl Yükseltebiliriz?

Radyasyonun beyin hücreleri (dolaylı olarak da düşünme, karar verme yeteneği) üzerindeki etkilerini araştırırken karşılaştığım bir yazıyı paylaşmak istiyorum. “Dr. Medina’nın Beyin Kuralları” olarak ifade edilmiş maddelerden oluşuyor. Yazı İngilizce olduğu için üşenebilirsiniz. Bu yüzden önemli gördüğüm kısımlarını basitçe vurgulamak istiyorum.

Bu yazıda Dr. Medina;

Fiziksel egzersizlerin, kan dolaşımını ve sonuç olarak beyne giden oksijen miktarını artırdığı için önemli olduğunu,

Uyumanın beyne çok iyi geldiğini, hatta bir NASA pilotu ile yapılan çalışmada; gün içinde 26 dakika kestirerek %34‘lük bir performans artışı sağladıklarını,

Kadınların ve erkeklerin beyin yapılarının, dolayısıyla düşünce sistemlerinin farklı olduğunu,

Gözümüz vasıtasıyla kaydedilen bilgilerin daha kalıcı olduğunu, işitme duyumuzla kaydettiğimiz bir bilginin üç gün sonra sadece %10‘unu hatırlarken, bu oranın görme duyusunda %65 olduğunu,

ve mutlu bir yaşamın fiziksel ve zihinsel ömrümüzü uzattığını belirtmiş. (Tamam bu son maddeyi ben ekledim :) )

Yazının orjinali:

http://openparachute.wordpress.com/2008/05/28/improving-performance-of-your-brain/

Kitap Tavsiyesi

Dün, ne zaman okuduğumu hatırlayamadığım bir kitabın yeni basımıyla karşılaştım. Ahmet Yılmaz Boyunağa‘nın “Kırık Hançer”i. Konusu aklımdan tamamen silinmiş ama çok güzel bir kitap olduğuna dair güzel bir his kalmış. Görür görmez tekrar okumaya başladım. Gazneli Mahmut’un hükümdarlığı esnasında bir kaç Kalaç Türk’ünün başında geçen maceraları anlatıyor gibi görünüyor. Kitabın başlarında olduğum için bütün hikayeyi bilmiyorum :) Osmanlı’yı, Türk’leri, geçmişteki güçlü savaşçılarımızı (bir başka deyişle yiğitlerimizi) anlatan, yücelten bu tür kitapları seviyorum. Dürüstlük, sevgi, saygı, hoşgörü, güzel ahlak gibi çok hoş kavramları ele aldıkları için sanırım, elimden bırakamıyorum. Kitap Timaş Yayınları‘ndan çıkmış. Okumanızı tavsiye ederim.

Yine dün elime geçen ilginç bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Dr. Aidin Salih‘in yazdığı “Gerçek Tıp”, hastalıklar, tedavi yöntemleri vb konulara sıra dışı bir bakış açısıyla yaklaşıyor. Önerilen ilaçlar, tedaviler, yöntemler göz attığım kadarıyla tamamen doğal ürünlerden oluşuyor. Sağlığıma önem verdiğim ve bu konuda bilgilenmeyi hobi edindiğim için baştan sona okumayı planlıyorum. Sayfa sayısı biraz fazla ama olsun (415 sayfaymış!!). Tabi Kırık Hançer‘den sonra :) Yalnız bir nokta dikkatimi çekti. Herhangi bir yayın evi ismi verilmemiş. Altına, üstüne, içine, dışına baktım göremedim. Sadece baskısının Bayrak Matbaacılık’ta yapıldığı yazıyor ^^ Şu anda tekrar baktığımda fark ettim, bir isteme adresi yazılmış “gercektip@gmail.com”. İlginç :)

“Ubuntu + Gnome + Enlightenment” salatası (OpenGEU)

3-4 gün önce indirdim, kurdum, denedim, hala da kurulu. Ama kesinlikle ve kesinlikle gündelik kullanıma uygun değil. Kararsız ve Windows’a benzetilmeye çalışılmış. Sanırım bu Ubuntu’yla ilgili. Uzun zamandır kullanmadığım için ne kadar değiştiğinden haberdar değilim. Sağ altta “Yeni güncelleştirmeler var” gibi bir yazı çıkıverince şaşırdım. Güncelleştirmeleri yükle dedim fakat yavaaaaş yavaş, uzata uzata kontroller yaptı, sonra da yavaş bir şekilde indirmeye başladı. İşlem tamamlanmadan iptal ettim. Bu sefer de tokat yemişe döndü. Şaşırdı, bocaladı, biraz da ağladı. Teselli edene kadar canım çıktı. Resmi sitesinde bazı özellikleri aktif hale getirince 2D görüntü sistemiyle çok güzel sonuçlar elde edildiği yazıyordu (ya da bunun gibi bir şey). Kurcaladım birazcık, baktım ekranda şizofreni belirtileri baş gösterdi. Uyuyunca kendine gelir dedim, kapatıp yeniden açtım bilgisayarı. Durum değişmeyince psikiyatrik vaka olduğuna karar verip uğraşmayı bıraktım. Şu anda kaldırmamış olmamın tek sebebi ise yazıcımı sorunsuz tanımış olması ^^ Pardus’ta bir türlü başaramadım bunu. Sebebini de bilmediğim için boşa kürek sallamak istemiyorum. Kernel derlemeyi düşündüm Pardus için ama geliştiricilerimizin yaptıkları yamalardan mahrum olacağı için sorun çıkma ihtimali var. Pardus 2008′de kullanılan kernel ise çok daha güncel. Umarım kendileri sorunumu çözer. Neyse konuyu toplayalım. OpenGEU yan sanayi olduğu için, projenin başında İtalyan bir sanatçı bulunduğu için, garip temalara sahip olduğu için ve enlightenment entegresinin üstesinden gelemediği için barajı geçemiyor. Benim bildiğim Ubuntu’yu kullanmak çocuk işidir. Yoldan biraz saptıklarını düşünüyorum. Eleştiri kotamı doldurduğum için de bitiriyorum. Mutlu günler :)

http://opengeu.intilinux.com/Home.html

Ufacık hatırlatma (arayıp bulamayanlara)

Sevgili dostum Abdülkerim’in de dün sitemli olarak söylediği gibi (kaybolma, çalınma vb durumlar yüzünden) uzun süreli kullandığım bir telefon numaram olamadı şu ana kadar. O kadar çok değişti ki benim bile kafam karıştı. MSN, Facebook ya da benzer herhangi bir sistemle bağlantım olmadığı için de (ki sevmiyorum kendilerini) beni bulmak pek kolay değil. Ulaşmak isteyenler (gerçi kim bana ulaşmak ister ki :) ) mail atabilirler. Bu arada şu anki hattım da iş gereği yarın değişecek haberiniz olsun ^^

sehidcan@gmail.com

Older entries »